Genel düşüncenin ve uygulamaların aksine aydınlatma, karanlıktan korkarcasına veya gelişi güzel şekilde ışık kaynaklarının boş yerlere yerleştirilmesi değildir.
Uluslararası Aydınlatma Komisyonu nca kabul görmüş kısa tanımını yapmak gerekirse aydınlatma; "nesnelerin ve çevrenin gereği gibi görülebilmesini sağlamak amacıyla ışık uygulamaktır."
Aydınlatma, nesnelerin ve çevrenin en iyi şekilde algılanmasını sağlamak amacı ile tasarlanır. Görülmesi gereken "şey", yani, belli bir mekanda, belli bir zamanda, belli koşullarda ve belli bir amaç için görsel algılama konusunu oluşturan şey, bir yemek sofrası ve çevresindeki insanlar, bir öğretmen ve yazı tahtası, bir konferansçı, bir iç mekanın bütünü, bir sahne, bir vitrindeki nesneler, bir sergideki tablolar, bir çalışma tezgahının üstü vb., ya da bir havuz, bir yapının dış cephesi, anıt, bahçe vb. gibi çok değişik türden veya bir çoğunun birlikte oluşturduğu "şeyler" olabilir. Aydınlatılmasını talep ettiğimiz "şeyleri" oluşturan nesneler, parlak ya da mat yüzeyli; renkleri, dokuları, ya da biçimleri bakımından, az ya da çok önemli; çok ufak ya da iri; hareketli ya da hareketsiz olabilirler. Bunların görülmesi gereken süre, çok kısa ya da uzun olabilir. İnsanlar bu nesnelerin bulunduğu mekân içinde, ya da bunun dışında olabilirler. Yani aydınlatma, çok çeşitli değişkenlerin göz önüne alınarak, hesaplamalar ve tekniklerin uygulandığı, başlı başına bir öneme sahip bir bilim dalıdır. Yani kısacası, dış görünüşüne özen gösterilmiş ışıklı nesneleri sağa sola yerleştirerek yapılan süslemeler veya karanlığa karşı düşmancıl tavır, hemen hemen aydınlatma ile hiçbir ilgisi olmayan kavramlardır.
Aydınlatma tekniği ise, tüm bu elementlerin en iyi biçimde görülüp sergilenebilmesi amacıyla bütün değişkenleri dikkate alarak aydınlatmanın nasıl düzenlenmesi gerektiğini belirleyen tekniktir.
Aydınlatma tekniği, insan gözünün ışık ve renk görme özelliklerinden, ışık kaynaklarının, lambaların ve aydınlatma a